Bilirsen İnanırsın, İnanmazsan Bilirsin…

Uzun yıllar çeşitli disiplinlerde içsel çalışmalar yapmayı denedim. Son birkaç yıldır ise gızlerimi dışarıya çevirdim. Meditasyona oturup gözlerini dışarıya kapatmak dışarıyı yok saymakla neticelendiğinde bir hayal dünyasına hapsolabiliyor insan. Evet “mutlu olunur” ancak içsel bilgelik dışsal cehaletle gelmez,gelebilemez. Belki de bu yüzden tai chi gibi sanatlar gözler açıkken icra edilir. Peki benim için handikapı ne oldu bu “dışsal” sürecin ? Tanıdığımı zannettiğim ve güvendiğim insanoğlu başka türlü çıkıverdi yahut son birkaç yılda çokça değişti. Şimdi ne yapmalı? Yeryüzünde nasıl yaşamalı ? Bildiğimiz veya bildiğimizi zannettiğimiz pekçok şey yanlış çıkıyor , çıkmakta… Belki de yeni bir tür “bilme”ye ihtiyacımız var. Bilirsen inanırsın , inanmazsan bilirsin cümlesini iki üç kez söylediğinde inanç ve bilgi neden sonuç ilişkisi içerisinde yer değiştirir, paradoks bir senteze dönüşür. Tekrar başlayalım, iceriyi ve dışarıyı aynı anda yaşayalım tıpkı beynin iki yarım küresini birlikte çalıştırır gibi. Hani bir egzersiz vardır kolları dirsekten büküp sağ kolu ileriye solu geriye doğru dairesel şekilde hareket ettirdiğimiz onun gibi. Dilimizi çenemize yada dirseğimize dokunduralım demiyorum ama eylemlerimizi yenileyelim. Ölüm kesindir ancak hayat, o milyonda bir gerçekleşir.Bunun için hayatın başına gelmesine izin vermen gerekir. İzin ver eylemlerin çabasızca gerçekleşsin. Bunu anlaman gerekir. Kalbi bir hassasiyetin olmalı. Çinde bunun için bir kelimeleri var. Wu Wei. Tai chi , Evrenin direği bunun etrafında döner. Hıçbirşeyi kişisel algılama. Öyle değildir. Herkes ve herşey kendi direği etrafında döner. Bazen tesadüfen çarpışırsınız, bir nehirdeki iki boş kayık gibi…

Bilirsen İnanırsın, İnanmazsan Bilirsin…” için 4 yorum

  1. Dün bir grup Jungiyen analist bir soru sorduk I Ching’e: “Mevcut durumla başa çıkmak ve yeni olana geçişi yönetebilmek için, kolektife de hizmet edecek şekilde, bireysel boyutta ihtiyacımız olan nedir?”

    Cevap, hexagram 46’dan dönüşen hexagram 40 idi. Şeyler gelişmekte fakat bizim alışık olduğumuz gibi değil. Şeyler temizlenmekte ve yine, alışık olduğumuz gibi değil gibi görünüyor. “Bilme”, belki de hiç bir zaman olmadığı kadar “teslimiyet”e ihtiyaç duyuyor. Bitki, toprağı aşarak güneşe çıkıyor; su ve fırtına etrafı temizleyip durulaştırıyor. Bakalım yeni bizler yeni dünyayı nasıl yaşayacağız…

    Liked by 1 kişi

    1. Aynı anda hem yeni hem de aşina olana ihtiyacımız var en azından benim var hocam. Keşke daha çok yazsanız ve paylaşsanız. Belli mi olur katkıda bulunduğunuz bilinç adaları derinlerde birbirine bağlanır ve olası bir sarsıntıda yeni bir ada oluşturur. Sevgiler,saygılar.

      Liked by 1 kişi

      1. Yazdığınızı yeni gördüm… ne büyük talih ve talihsizlik.
        Keşkelerden bir kitap yazarız sanıyorum, öyle değil mi? Ama birlikte o sayfaları birer birer kağıttan gemilere çevirip suya salmak da mümkündür belki, kim bilir… öyle hafifletici olurdu ki.
        İnanın ki bildiğim eve bilmediğim her şey birbirine daha da karışıyor gün geçtikçe. Yazmakta ağırlaşmış olmam bundan olabilir. Tabi tembellik de olabilir.
        Adadan adaya el sallamak… ne keyifli.
        Sevgiler.

        Liked by 1 kişi

      2. Siz deyince denedim gerçekten hafifletici. Çin fenerleri gibi üzerine yazılıp suya bırakılan binlerce fener… Teşekkürler, yazdıklarınız yalnızlıgımıza çare olmasa da yalnızlığın bize mahsus olmadığını hatırlatıyor lütfen yazın hocam adadan adaya.

        Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s