ANAHTAR

Baron von Sebettondorf’un Bektaşi, gülhaç ve simya sırları kitabını tekrar okuyorum. “Libelli habeat sua fata” -Kitapların kendi kaderi olmalı- ibaresi ile başlıyor. Hitleri başa getiren örgüt olarak bilinen Thulle Cemiyetinin kurucularından olup 2. Dünya savaşında Türkiyeye kaçtığı boğaz köprüsünden atlayıp intihar ettiği yahut Mısıra gittiği söylenen Baron pek ilginç bir insan. Gene kitabın başındaki ibareler dikkatimi çekiyor (Aşağıda verilen araştırma İslamın gücünün kaynağını anlatmakta, bu kaynağı Hristiyan dininde kullanmak da bize düşmektedir. Bu kaynağın besleyici pınarı kilisenin erken döneminde meyvelerini vermişti ve ortaçağın en ihtişamlı döneminin çiçek açmasına yol açtı , bu pınarın akışını sadece materyalizm durdurabilmiştir) Doğu masonluguna atıf yapan yazar bektaşilerde belirli heceler ve el sembolleri ile yapılan çalışmanın aynı zamanda simya ve gülhaç çalışması olduğunu söylüyor. Hint metinlerinden Paracelsusa kadar farklı motifler işleniyor. Eser H. Trismegistusun ifadesiyle bitiyor:(Cisimlerden fiziksel özelliklerini çıkaröp fiziksel olmayan özellikleri cisimlere eklemezsen istediğin şeyi elde edemeyeceksin)

Kitabı tam olarak anlayabildiğimi söyleyemem ancak bir sorgulamaya da yol actı: Yanımızda taşıyıp içinde ne olduğunu bilemediğimiz bavullarda acaba neler var ? Anahtarı kaybettiğimizden içine bakamıyoruz ancak taşımaya da devam ediyoruz. Antik bir kentin harabeleri arasında dolaşmak kente dair bir fikir verebilir fakat kentin ruhunu içinde yaşamadan nasıl bilebiliriz ? Bosnada bir akşam vakti ayaklarım beni bir caminin önüne sürüklemişti. Türkçe ve dahi İngilizce bilmeyen imama bir dergahı ziyaret etmek istediğimi söyledim kendi lisanımca. Yanındakilerden biri dergah kelimesini anlamış olacak ki eliyle işaret ederek beni yanına çağırdı ve tanımadığım üç adama emanet etti. Birbirimizin dilini hiç bilmediğimiz bu üç adam beni arabalarına buyur etti ve yola çıktık. Bir süre sonra şehrin dışında yüksek bir tepeye doğru tırmanmaya başladık. Gecenin karanlığında tanımadığım ve epeyce iri sayılabilecekbu üç adamla bilmediğim bir yere giderken hissettiğim tek şey merak idi. Nihayet tarihi olduğu besbelli olan bir avlu kapısının önünde bırakıldım. El salladık birbirimize gülümseyerek birbirimize. Tedirgin adımlarla davet edilmediğim bir meclise girmek için içeri seyirttim. Kapı önünde ne cok boş ayakkabı vardı ! İçerideki sesleri takip ediyorum ve bir halka görüyorum. Tam karşımda serenomiyi yönlendiren yaslıca bir zat var. Usulca selam verir gibi yapıp ( Bu durumda nasıl selam verileceğini bilemiyorum) hicbirşey olmamış gibi halkaya dahil oluyorum. Kırklı yaşlardaki bir adamla kolkola giriyorum bir müddet sonra haylar hular birbiri ardina kopuyor. Beden hareketlerini tsklit ediyorum yanımdakilerin. Birşeyler olmaya başlıyor neden sonra ses kulaklarımda uguldarken görüşüm bulanıklaďıyor. Bedenim hafifliyor ve kendimi büyik bir şeyin parcası yahut kendisi gibi algılıyorum. Nedenini bilmesemde gözlerimden yaşlar süzülıyor. Zikir bitip dualar edilince davet edilmediğim gibi aurıca uğurlanmıyorum da. Kimse neden burda oldugumu merden geldiğimi sormuyor. Usulca ayrılıyorum. Sanki yüzyıllar öncesinde buraya gelmiş bir hayalet gibi süzülıyorum aralarından. Şehrin ışıkları uzakta ancak görünür halde. Arabayla geldiğim yolu yürüyerek iniyorum. Anlamıyorum ama hissediyorum olup biteni… Şimdi durup gecmişe baktiğımda bilginin peşinde kosarken tanıştığım insanları hatırlıyorum. Ömrünün son demlerinde tanıdığım Bektaşi ereni bana insanların olurken bedenlerinin verdiği tepkiye göre ruhlarınin hangi esmadan/çakradan çıktığının anlaşılabileceğini anlatmıştı. Farklı meşrepten ihtiyarlardan sırları karsılığında (rüya-nefs ilişkisi) yabancılarca para teklif edildigini kabul etmediklerini ancak kabul eden bazilarının ömürlerinin sonunda sefalet içinde oldüklerini dinlemiştim. Işığı yak yetine Işıgı uyandir diyen mevleviler hangi şiddetsiz iletişim dilinin mucidi idiler ? Anahtarını bulamadıgım bir bavul ve işitsem de konusamadığım bir dil. Ruhun karanlık gecesinde el yordamıyla aranan bir fener…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s