Tavus ve Derviş

Vaktaki bir tavus, tavukların içine düşmüş.
Kafalarını kumdan kaldırmaz,
Yem gagalayıcı
Gürültücü ve dedikodu ehli kuşlar idiler.
Kendi cinsinden kimseleri hiç görmemişti.
Tavuklar da onu kıskanır tüylerini yolar dururdu
Tavusçuk daim meyus ve mükedder iken
Kara kara düşünür, derdine binbir gam eklerdi
Yoldan geçen bir derviş onun haline acıyıp
Kendi güzelliğine bihaber olmasına yandı
Dedi:Ey Tavus, güzelliğinin sınırı onu gören göz iken
Tabiatının sırrı kendi sırrında medfun iken
Ne diye tacını yolup duruyorsun
Ey yokluk Sina’sını aşıp gelen sultan
Senin varlığın, çölü karla beziyor
Madem güzellik hazinesini yağmalacaktın
Onu kafesler ardında gizlemek niye
Döktüğün gözyaşı gayb aleminde birer incidir.
Hangi dünya sultanı onu boynunda gezdirebilir
İyisi mi sen bu düşkünlükten vazgeç
Renginden utanma da ebemkuşağı ol
Bunları işiten tavusçuk ayıldı, sevindi.
Ey bilge kişi yaklaş , sana bir tel vereyim
Ancak bunu hiçbir ademe göstermeyesin
Derviş gönendi , hevesle el açtı
Yalnız hesap etmediği bir şey var idi
Tavusun tüyünü bir kefeye koysalar,
cümle acem mülkünü diğer kefeye
Tüy ağır gelir, terazi bir dirhem oynamazdı
Dervişçik ateşe uçan pervane gibi koştu
O ağır yükü aldı , kabul etti
Dürri yekyasını usulca koynuna sokuverdi
Birden yer alemi gözünden kayboldu
Gökalemi karardı
O’ndan başkasını görmez oldu
Pervazı sema oldu, seması pervaz…
Öyle ki varlığından eser kalmayıp
Yandı yakıldı, tek bir gözceğizi kaldı
Şimdi bile dikkat ve rikkatle bakanlarca
Tavus kuyruğunda o dervişçiğin gözü görünür

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s