Oyuk İnsan Teorisi

Bir çömlek kilden yapılır ama içindeki boşluktur onu kullanışlı yapan, Evlerin duvarları vardır ama o duvarlardaki deliklerdir evi oturulabilir kılan ; kapılar, pencereler ve odalar...İnsan nesnelere biçim verir ama anlamı veren boşluktur. Eksik olan varlık sebebini verir.” Lao Tzu İnsanın fiziksel yapısına baktığımda kaçınılmaz olarak boşlukları dikkatimi çekiyor. Ağız, burun, mide göğüs kafesi, bağırsak... Zannediyorum … Okumaya devam et Oyuk İnsan Teorisi

MEHER

"Bilinçdışı dil gibi yapılanmıştır." LACAN Çocukluğum İsviçrenin Almanca konuşulan bir kantonunda geçti.Bakıcım Almanca konuşan katolik bir aileydi pek görüşemediğim öz ailem Türkçe konuştuğunda ve bu dili anlamadığımıda hissettiğim öfke halen hatırımdadır. Belki annemle anadilinde konuşamamak ortak bir dili kullanamak da bu öfkenin bir parçası idi. İlkokula başlamam için okuma yazması olmayan büyükannenin yanında köye gönderilmemse … Okumaya devam et MEHER

BİLİRİZ

Elbet biliriz Biz giydiririz insanlara elbiselerini Ki Kırık kolları saklanır içinde Safran işlemeli yenlerinin Elbet biliriz Yürek ağrısını insan olmanın Akıttığı tuzlu suyun ateşini Yorganındaki bir pirenin kızıllığını İlk bildiğimiz çıplaklıktır, sonrası sürgün Değilmi Tek deliler mi utanmaz çıplaklığından Ortaktır düşmek ve çıplaklık düşleri Dik duruşlu başparmaklarımz şahadet eder İnsanlığımıza... Elbet biliriz başlar hikayesi Ademin … Okumaya devam et BİLİRİZ

İNANNA

Ay ışığında Söğüt hanım eteklerini nehre bırakmış Mehtab sürüklenirken suda Gel,otur yanıma İnanna Güneş, ay ve dünya avuçlarımızda Tesbih danesi Gecenin ruhları mesrur ve azade Gözlerin koyu karanlıkken konuşmayalım Ki konuşmak yabancılara mahsus bir adetken Ölümü ne kadar gizleyebilir ince bir çarşaf Su yatağında derin, İnanna Sırtıma yaslanan toprak ve ayaklarım suda serin Ruhumda ellerin … Okumaya devam et İNANNA

Birey olma endişesi

Meditasyon yapmak için doğaya oturduğumda üç séy olur. İlkin onu bir televizyon ekranından izlediğimi farkederim. Bir süre sonra o manzaranın bir parçası haline gelirim, renkler parlklasır ve canlanır. O kadarki manzaranın bir parçası haline gelrim ve ben hissi kaybolur. Nihayetinde tekrar var olurum.Hafif bir bütünlük hali.... Zannımca başımıza gelen şey yada yarattığımız hal ben/birey olma … Okumaya devam et Birey olma endişesi

Günlük , günlüğüm…

Sevgili Günlük, sana yazıyorum çünkü yazmak zorundayım. Biliyorsun ya al kızını koy çuvala salla salla vur duvara şarkısı ile icra edilen sallanmalı yüzyıla alışamadık. Ciddiye alsak mı bu çağı yoksa bisde mi aklımızı bir çuvala koysak ? Akıl sağlığımızı korumalı mıyız ? Yoksa ciddiye almayıp yavaş yavaş , an be an ozdeşleşmeli miyiz bu çağla … Okumaya devam et Günlük , günlüğüm…

Eski zaman tanrıları

Dur ve dinle, eski zaman tanrıları sana ne söylüyor ? Antik kentlerde dolaşmayı ve üzerinde eskilerin imzası olan taşlara dokunmayı pek severim. Sanki çağlar öncesinden bir sanatkarın elinden insanoğluna ait bir ruh kulağımdan yüreğime seslenir gibi... Çokluk gözlerimi de kaparım böyle zamanlarda. İnsan atalarımın soyutla somut arası dönem muhayyilesi şasırtır beni Onlardan ne kadar farklı … Okumaya devam et Eski zaman tanrıları

YÜK

"Rüyalarımız ve kabuslarımız onları beslersek canlı kalabilir." diyor John Nash, Akıl oyunlarında. Şizofrenisinin üstünden gelebilnek için hayali arkadaşı olan kız çocuğunun hiç büyümediğini farketmek onun için bir sıçrama tahtası olur ve 'hayali' arkadaşlarıyla -onların var olmadığını bilse bilse- birlikte yaşamayı öğrenir. İçten içe onun hikayesiyle özdeşlik kuruyorum, sanırım şifa kabullenme ile başlıyor, hatta bu kabulü … Okumaya devam et YÜK

AK ANA

Bir zaman gördüğüm rüyadan 'Yogi ateşten bir ok olan görme yetisini kullanarak ilerler.'diyerek uyanmıştım. Görüyorum ki bizler , şeyleri görerek avlıyoruz. Ve avımızı cansız bedenlere benzeyen kelimeler halinde daha sonra kullanmak üzere heybemize atıyoruz. Şu varki bazı kelimeler yarı canlı olarak bilinçaltında kendine yer ediniz. Mitler ve rüyalar bu dili ortaklaşa kullanırlar. Mythos'unu halının altına … Okumaya devam et AK ANA

ZENİMSİ

Keşis AKİLSU tapınağın tüm kurallarına uyan gayet azimli ve çalışkan bir öğrenciymiş. Birgün sabah meditasyonunda başrahibin, bir diğer öğrenciye elindeki dut ağacından yapılma sopasıyla aniden vurduğunu görmüş. Satori yaşayan öğrenci ustasının önünde minnetle eğilmiş. Bunun üzerine Akilsu kendi satorisini aramak üzere bir gece ustasının sopasını çalmış ve pekte akıllı olmasıyla tanınmayan tapınak aşçısının eline tutuşturup … Okumaya devam et ZENİMSİ