MR. GALAHAD

Tüm hayatını adadığı tek bir amacı vardı.Bunun için yıllar boyu süren uzun araştırmalara girişmiş sahra çöllerinden Tibet dağlarına birçok yeri gezmişti. Rüyalarından bile medet umduğu bile olmuştu. Şimdi ise ellerinde tuttuğu bir kaç kırık çömlek parçasından başka hiçbirşeyi yoktu. Güney Anadolunun küçük bir köyünde; yanında pek de hoş bakmadığı hatta küçümsediği bile söylenebilecek ihtiyar,kara kuru … Okumaya devam et MR. GALAHAD

ERKEK ÜZERİNE

Karadenizde bir çocuk annesinden dayak yerken şöyle demiş efendim: "Hem döveysin hem ağlama deysin." 21. yy erkeğin elinden erkek olabilme imkanını aldığından beridir kafası karışık hemcinslerim aldığı her darbeden sonra daha da eblekleşmekte. Ruhen kastre edilmiş erkek ise daha da saldırganlaşıyor doğrusu. Meydan okuma,liderlik etme gibi aşamalardan geçmeyen erkeğin kadına alan açması mümkün değilken bu … Okumaya devam et ERKEK ÜZERİNE

NAR YAZISI

Güz vakti, nar ekşisi yapılacak. Çiçekliğinden aşina olduğum meyvelere ulaşmak için roma mızrağına benzer dikenlerin içinden dolandırdığım ellerimle yakaladığım narları kendi ekseninde döndürüp dalın mukavemetini azalttıktan sonra kendime doğru çekip koparıyorum. Basit bir tamlıkla beraber içimi kaplayan sevinç aşka benziyor, taşıyorum,deliriyor muyum ne ? Sanmam deliliğimin tam olarak farkındayım çünkü. Pırasa,kereviz ,karnıbahar ve lahanalar suyla … Okumaya devam et NAR YAZISI

KARANLIK İHTİYACI

Bedenimizin dinlenmek için karanlığa ihtiyacı olduğu bilinen bir gerçek. Günümüzde yapay ışıklardan kaynaklanan bir ışık kirliliği yaşıyoruz. Şehirlerimiz hatta evlerimizin içi dahi geceleri karanlık değil. Acaba psişemizin de karanlığa ihtiyacı yok mu ? Bilincin ışığında avlanmaya alışık olan bizler bilinçdışının karanlığında dinlenebilir miyiz ? Tek gözü açık olarak uyumaya alışmışken üstelik...

LİBRETTO

Vücut hatları belirsiz tombul adam sahnede Gösteriden önce yediği tekmenin hınçla karışık şevkiyle seslendiriyordu aryasını Pek mütehassıs seçkin topluluk Bay beyaz peruklu adam ve derin dekolteli hanım sarılıp ağlaşıyordu pek hümanistik feryatlardan Oysa rüyaları henüz evcilleşmemiş boynu çürüktü afrikalı çocukların Tombul adam kralına doģru şakıdı. Deste deste iskambillerden geçit yaparken çıplak krallar. Çocuk adamların verdiği … Okumaya devam et LİBRETTO

DAĞCI

Elleri tırmanmak icin çıktığı dağın rengini almış ve nasırlaşmıştı. Tırnakları yer yer kırılıp aşınmış çürük vişne rengini almıştı. Güçbela aldığı nefes ciğerlerini patlayacak derecede sikıştırıyordu. Aşagıya baktı, geldigi yoldan geri dönecek olursa düşerek parçalarına ayırılacağı muhakkaktı. Bir umut yukarıya baktı,zirveye az kalmıştı. Sağ elinde sıkıca tuttugu kazmayı üçgen bicimli bir kovuğa saplayarak sol eliyle yukarı … Okumaya devam et DAĞCI

DANCE MACABRE

Uzun yıllardır yattığı çukurdan müziğin daveti üzerine fırlayarak çıktı. Bir zamanlar kalp ciğer gibi organlarının bulunduğu yerden kara küflü topraklar göğüs kafesi kemiklerinin arasından dökülerek kalkmış bir yandan yanı yöresindeki iskeletlerle birlikte çılgın bir dansa tutuştu. İnce el kemiklerinin birbirine sürtınmesinin çıkardığı sesler keman sesine karışıyor bir yandan tüm oyuncular hızlı bir tempoya ayak uydurmaya … Okumaya devam et DANCE MACABRE

VİTRİOL USTA

Vitriol Usta, Galata'nın aşağısında 1358 sokak 17 numarada yaşayan bir münzeviydi. Yüz hatlarına bakanlar onun bir Frenk olduğuna inanabilir, aksanına bakanlarsa Endülüsten göç gelmiş bir mağripli olduğuna hükmedebilirdi. Onun gerçekte kim olduğu düşüncesi uzun müddet komşularının zihnini meşgul etse de zamanla ona alışmışlardı. Hayatı boyunca kimselere hissettirmeden tek bir şeyi arayan Vitriol Usta zamanının azaldığını … Okumaya devam et VİTRİOL USTA